İyi ki boğdum Az kaldı o güne Şu mumların çoğaldığı Her seferinde kal…
İyi ki boğdum Az kaldı o güne Şu mumların çoğaldığı Her seferinde kalbimin yaralandığı gülden bir hançerle. Büyümüyor da yaşlanıyor gibiyim artık Heyecanım çoğalırdı dileklerimle Şimdi hislerim azalıyor Nefesim ışığı söndürüyor gerçekten de Gerçekten de eriyor ömrüm Gerçekten de pay ediliyor birilerine Ucuz hediyelerin boyaması cinayet mahalini Kendime yer ayırdım en önden izleyeceğim Belki bir yemin daha ederim... İçime derin kesikler atarım kan kokusuyla... Çatalaşan yollar, yediği kaba saplanmadan önce; Belki bir kaşık suda zaman yürütürüm Geçmişe... Tekrar ederim terkleri Varoluşun sancılarını Yok oluşun doğumlarını Kendi göbeğimi kendim kestiğim... Ölmek isteyeni öldürmeden önce Şarjöre doldurduğum ziyan edilmiş şansları Yolladığım gökyüzüne... -Eşlik etsinler diye havai fişeklere... Havaya fişeklenenler dökülürken üstlerine Kaybedilen şans oyunu... Neyse. Sonra bir müzik açılır bir şiir okunur Herşey unutulur... Az kaldı o güne Şu kalbin uyutulduğu sürpriz bir şekilde... Aklımın uyuştuğu... Alıp birini ötekine vurup tutuşturduğum Ve onlara hiç üflemediğim Dumanında kırlangıçlar boğduğum Düşündükçe İyi ki boğdum dediğim o lanetli güne. Az kaldı... -Asral