Geçmişim geleceğimle akran Aynı yerde doğup aynı yerde ölecekler, Bir…
Geçmişim geleceğimle akran Aynı yerde doğup aynı yerde ölecekler, Birbirini çok iyi tanıyan çocukluk arkadaşı gibi, Aynı mahallede top oynamışlar nasıl da belli. Didem olsa bi şiire böyle başlamaz derdi Haksız da sayılmaz hani, Bir şiire böyle başlanmamalı. Bir şiire nasıl başlanır? Hiç bilmiyor geçmişim Utangaç da hem soramıyor, Gözlerini kaçırır gibi kaçırıyor geleceğimden. Geleceğim ben dediğimde bile başını kaldırıp bakamıyor... Nasıl sorsun? Nasıl sorsun bir şiire nasıl başlanacağını? Belki bir gün bir şiire düzgün başlayacak, Bir gün gelecek, bütün resimlerine en parlak güneşi çizen çocuklar gibi gözleri parlayacak.. Gözleri o güneşler gibi parlayacak. Geleceğim! Fırtına biçiyor bu günlerde Geçmişimin ektiği rüzgar artık biçilmesi gereken bir fırsatına, Canla başla biçilmesi gereken bir fırtına. Hasadı olmayan şeylerin iç burukluğu Boşa çıkan bir heves, Kırılan koca bir umut. Ve şimdiye gelelim Şimdi yaşıyorum birinin elinden düşüp kırılmamış eşya gibi, Bir türlü kırılmayan, kırılmayan eşyalar gibi Her ânım öyle geçiyor kırılmıyorum. Herkes bilmeli ki... Kırılmanın mecazı olmuyor Bir kere kırılırsan artık hep kırıksındır, Kırılmıştım ama geçti diye bir cümle yok. Herkes bilmeli... Öyle bir cümle hiç olmadı Kırıldım sandıklarımız var, Bir de kırılacak şeylerimizi sakladığımız sandıklarımız.