Son Kışım Son Susuşum...

Öksüz bir kışa bürünürken ruhum Üşüyen iliklerime hasret doldurdu yokluğun Gökyüzü çekti bütün renklerini içine Yoksa sensizlikten mi görünmez oldu renkler? Oysa ben hiç gidemedim kapından Gitmiş gibi, unutmuş gibi, yaşadıysam da bütün kışları Çoğu vakit anamadı bu mücrim dudaklar senin adını Çoğu vakit anlamadı sensizlikle tutuşan ruhumun feryadını Dünya elimizin altında iken Ellerimiz hiç erişemedi sevdaya Ellerimizin tersiyle dünyayı atarken arkaya Geçemedik bir türlü sevdanın önüne, yetişemedik. Her yağmur tanesi varacağı yere düşüyorken Düşmek için toprağını aradım yıllarca Bir sabah yeli olamadım yanağına dokunan Bir çiğ tanesi olamadım yaprağının üzerinde Güllere yalvardım kokularına beni de alsınlar diye Baktığın derin mavileri kıskandım durdum Yürüdüğün yollarda görmedin gözyaşlarımın izlerini Oysa sevda yanı başımızdaydı, dillerimse lâl Sana feryadım bir susuştan ibaretti Sessizliğin içine saklamıştım bütün aşkımı Boş kâğıtlarda yazılıydı sevda sözlerim Seninse ne duyacak kulağın vardı, ne okuyacak gözlerin. Susuzluğun kaderine yazılmayan bir damla su idin sen Hasretleri hasret yapan uzaklığın can dostuydun Âşıkları âşık eden kalp sızısına yarenlik edip durdum Hiç anlayamasam da gülüm, senin adını sonsuzluk koydum. Gözlerim kapalıyken gördüğüm neydi? Ya kulaklarım sağırken duyduğum? Sen bir rüya mıydın yoksa? Ne çabuk uyandığım Ya da rüya ben miydim hayatın ortasına düşüp kaybolduğum. Sürgünler içinde sürgünlere sürüldüm Koca bir vadinin ortasında zincirlere vuruldum Çöller bana ağladı, Mecnun'un duasında ben vardım Sen bir adım ötede iken, neydi bu uzaklığın? Sabrın en sevdiği dertli iken, Şimdi isyanın oyuncağı oldum Tükendim ben de takvimler gibi Oysa ümidin en yakın dostuydum. Nerde kaldı hayaller, nerde kaldı vaatler? Biz nerde kaldık diyeceğim ama Sen ve ben olmaktan hiç kurtulamadık Bu ayrılık duvarından bir türlü atlayamadık. Hâlâ bitmese de umutlarım Gitmek zorundayım kaderin götürdüğü ülkeye Kim bilir bakarsın kader bile bırakıverir ellerimi Ben de düşenlerden olurum toprağın kalbine. Sen uyandığında beni bulamaz olursun Yokluğun hecesine bir harf olurum Okuduğun kitaplar, yazılan şiirler unutur beni bir gün O zaman geç kaldığını anlarsın ömrünün son demlerinde. Bir pişmanlık kuyusunda, sen de yokluğun olursun Dönmeyenlerin beklendiği sahillerde Gemilere sorarsın adımı, yazmadığım mektuplarımı okursun Duaların beni getirmeyince sana, benim gibi ölmek için yalvarırsın. Bu sana son haykırışım bilmem ne zaman duyarsın Kıyamete çeyrek kalsa da ben elindeki küçük bir fidanım Hâlâ tutabiliyorken ellerin, hâlâ sevebiliyorken kalbin Aşk denen ülkenin topraklarına gel beraber gidelim. 🪶