BİR SESSİZLİK DAHA!

Sessizlik, gizliden bir çığlıktır. Kendi içinde nice manaya gebe… Doğum sancısıyla titrer dudaklar. Göbek bağı kesilir; ilk ağıt kopar, incecik bir ciyak… Annenin yüreğinden derin bir nefes yükselir. Ardından kuyruk sokumuna ilk şaplak iner ve koca dünyaya, minik gözlerinle bırakırsın ilk boş bakışını. Sonra… Nefes tükenene dek sürer hayat. Ve yine son sessizlik. Kendi dışında nice manalar doğurur. Ölümün soğuk rengine bürünür dudaklar. Göbek bağı kesilir; bu kez son ağıt kopar, kalın, yankılı bir feryat… Musalla susmuştur artık. Her şey, ağır ağır toprağa karışır; kuyruk sokumu hariç… Ve sen, koca gözlerinle küçük dünyaya sessiz sedasız veda etmişsindir. Derken… Sessizlik, açıktan bir çığlığa dönüşür. Ve doğum yeniden başlar. Nur topu gibi bir sessizlik daha…