Ari

Eskimiş duyguların küf kokusu Geceyi yutamayan gözlerim En sevdiklerimin bileklerini kesen cellatlar, Olabilirdi sözlerim... Geceden daha koyu olduğumda Biraz öyle biriyim. Biraz ölü oldukça ödsüz Ama kopuk Ama donuk Opak bir perde çekerim kıyımların üzerine Ariyim demedim adilim Ama bu adil değil;terazi ağır. Taşırım Ki bu aşırı bir yük bindirir ciğerlerime Kimse kimse ile paylaşmak istemez aynı kefeyi Gözümde büyüttüklerim havada kalırken Fırtına başlıyor kıvrımlarında zihnimin Su taşıdığım bir değirmen olduğu söylenmişti. O fırtınadan nasibi aldı O fırtınadan nasibimi aldım Kasırga çıktığında kollarımı açıp içine koşarım İçimden en uzağa İçinden yabancı İçe dönük yine de her acı bilirim Ben bilirim okların yönünü İster Arese at suçu, ister Erosa Hedefler daha çok bağırır gerçeği Avlardan kalanlar ifşa eder avcıyı Avcı çaresiz avcı tattı acıyı Son çare; evde ki hesap gasp etmeye çalıştı çarşıyı Kâr değildi deşildi tam bir dehşetti Def ediyorum gülden yoksun dikenleri Gülümsemeyi bırakırım bir gün Bir gün bitince stoğu sabır taşlarının İşlevi başka olan taşları ceplerimde taşırım İşler başkalaşır da İşler çığrından çıkamaz bunu hiç bekleme Çünkü artık yularını ben tutarım Ben artık sadece yularını tutarım. Herhangi bir şeyin.. Çerçevelettiğim yasalar aftan yoksun Gerçekler, çivi; algıların şakağında Şakaya sığınmış saygızlıklar kadar Bahanelere sığınan yanlışlar Hatta yalanlar Var.. Allar pullar da aklamaya gelince baş edemez zifirle Baş edemez kararlılığıyla bakışlarımın Akışını manipüle edebilir mi karmanın, Bu karmakarışık şeyler? Bu sırnaşık.. Bu artık bir sırdaşlık değil Biz çokça sıradanlaştık , Biyolojik yasaların değil de yasların önünde... Bu sefer belki bir mezar başına dikilir avucumda sıktığım en sevdiğim taşım Bir parçamı bırak, Aşarım ben kendi mezarımı bile Başım sağ, solum baş(e) Öyle de ilginç bir hâl yani düşündükçe İncinmiş kendi atladığı yerde Kendi uçurumunda Kendi çukurunu aşamamış daha Ayağı kaymış kirpiklerimin dibinden Akrobasinin yasak olduğu yerlerde gözlerimi suçlar Güneş batarken gölgemi Hatta düşmesin diye sıkıca tuttuğum ellerimi dahi suçlar İnsan kördür kendini bile göremeyecek kadar Nankördür hep gururunun acısını hatırlar Başında sonunu düşünmez Sonunda başını Fotojenik çıktığı yerden bakar Atar damarlarım atmayı bırakır artık Artık dediğim her anın öncesinde artıklar Arsızlar Ar sızlar biraz, sızlamalıydı da Ama içine sızan başka başka meseleler var; zihninin derin, Kalbinin sığ sularına... Derdi kadar derya deniz değilken varlığı Ben böyle varlığın derdini... Derdim. Değmeyecek yeni dertler peydahlamak isteseydim Ölümler pek bağırmaz buralarda Kıytırık mazaretlerden maraz kokusu yayılır Buram buram... Burama dayandı artık! -Asral