Gölgede Kalan

Gölgede Kalan Ne çok sustum… Ciğerimde yangınlar, acılar sakladım. Her suskunluğumda… Asırların yükünü yükledim sırtıma . “Yaşamak bu muydu?” diye zamana sordum durdum. Ve gördümkü ben Öyle… ölü bir bedendim; gölgelerde deli gibi gezendim. Candım… canımı hiçe sayandım? gördüm İşte onun için Asırlarca Bir ses… bir nefes aradım dipsiz gecelerde… Gelen çoktu, giden yoktu ,karanlığın içinde… Baktım ki biz, hiçbir şeyi takmadan ömrü kadeh kadeh tükettik de, “Daha yok mu?” dedik bencilce. Bazen de suskunluğu Sükût bildik… ne çağladık, ne de coştuk hayat diye. İşte biz… Yorulduk sessizlikten, acımaktan, kanamaktan… kuruyup rüzgâr da savrulup yok olmaktan. Hatta Ölmekten… ölüp ölüp dirilmekten dahi yorulduk. Şimdi gel de gökyüzünü yere serme; diyor yorgun yüreğim tarihi çağlardan silme; feleğin bozuk çarkını devirme. Gel de… suskunluğundan duvarlar örme.diyor işye Ve sonunda anladım ki Artık umut bitmişti… ışık sönmüştü… yürek yanmış… yanmış… kül olmuştu. Bizden geriye kalan:ise gölgelerde bir ayak sesi; fırtınalara kapılıp savrulan kırık dökük bir sevda öyküsü; içimizi yakıp kavuran bir cehennem korkusu… Ölsek mi… yoksa yaşasak mı… bilemedim şimdi. Vesselam