YURTSUZ

Yurtsuz bir diyara yolculuk ediyorum şimdi, Anlamını yitirmiş bir cümle gibiyim. Ne söylesem çöküyor üstüme, Sanki raydan çıkmış bir tren misali, dolu dizgin, gürültü patırtıyla, gidiyorum içimdeki sessizlikte. Çoğu zaman susuyorum… Suskunluğumla konuşup duruyorum. Deli miyim, neyim, onu da bilmiyorum; Ben kimim diye, sende neredeyim diye yüreğime sorup duruyorum. Issızlığın ortasında, yorgun adımlarla içimde bir yol alıyorum. Bazen sessizlik inliyor beynimde, bazen çığlık çığlığa kalbim isyan ediyor göğüs kafesimde. Bazen de hüzün renk değiştiriyor gözlerimde, kirpiklerimi kıra kıra sızıyor bir nefesimde. İşte o an, içimin ıssız yollarını simsiyah bir sis kaplıyor. Tek güneşimi kara bulutlar kapatıyor. Ortalığa bir hüzün kokusu dökülüyor, ıraklardan acının türküsü duyuluyor. Ve ben bilmiyorum, ben mi yolumu kaybettim sende, yoksa yollar mı silindi zihnimde de bulamıyorum kendimi deniz gözlerinde? Neden durmadan içimdeki kayalara çarpıyorum, neden kırılıp un ufak oluyorum? Bil ki ben bu yolda çok yoruluyorum, dolaşıp duruyorum, yönümü bulamıyorum. Artık anla, ben sendeki beni arayıp duruyorum; sense bendeki seni hiç durmadan öldürüyorsun. Ve ben hem bende hem sende yurtsuz kalıyorum.