Sûz...
Ateşle deşilirse meğer uykular Pamuk ipinin ucunda bir yara gibiymiş hayat Senin o başımda nöbet tutan ellerin Olması gereken tek şey pırıl pırıl ışık saçan bir ayna gibi. O saatlerde... Bu adamı ne kadar çok seviyorum seni ne kadar çok seviyorum... Sen sen zaten değdiğinde Ağrılı alnımdan temizlersin yeryüzünün tüm sızısını Duvarda gölgelerimiz gizli bir dağı bağırır Şehrin ağzına gelir gece Yoksa nerden bilecekler Odamızda nefes almaya çalışan bana Ellerinin şifa olduğunu Bir tek sende can bulduğumu... Yastığımın kırışığına doldurup kederimi Varlığının nasıl dört bir yanım olduğunu... Gecenin üçü... Şükrediyorum duan kabul olmamış Beraber hasta olmamışız iyi ki... Ateşimden morarmış sokaklar Titriyor sokak lambaları... Kim neyi neyle değişirse değişsin Hiç bir şeyle değişmediğimiz aşkımızın Kol gezdiği evimizin içinde Saatler sancıyı gösteriyor... Gidememişim işime Bugün bu küçük bu yalnız salı günü Yalnız senin varlığın o şifalı dokunmaların tenime Yalnız kalbimin Gecenin koridorlarında beslediği O tükenmez O ucu bucağı bulunmaz tutkusu Bir konçerto halinde... İçimde yüzen kara sesli koroyu Eritiyor yavaş yavaş...