Cennet Yolcuları

Masum bir çocuğun avuç içinde gizliyken cennet Şimdi kanatan bir zamandayız. Öyle acımasız, öyle hoyrat, arafta bir taraftayız. Günden sakınır da geceye sararken, Bugüne varamayan hayatların baharına kış düşerken, Biz hangi dağın ardına saklanmışız? Ne ara çocuklarımızı bu kadar yetim bırakmışız? Ağlayan bir gökyüzüne uzanırken dualar, Yeryüzüne karanlığın, En kötü varlıklarının gölgesi düşmüş sanki. Her köşe başında, her sokak arkasında derken, Sığınılacak en güvenilir yeri de harap etmiş bu sağır düzen. Cennetin masum yolcuları onlar, Daha dünyayı tanımadan vedaya uğurlanan. Bir çantanın içinde yarım kalmış düşler, Bir sıranın üzerinde unutulmuş küçücük eller var. Kimi annesinin sesinde kaldı, Kimi babasının kapıda bekleyen gözlerinde. Kimi daha adını yazmayı öğrenemeden, Bir başkasının karanlığına yazıldı. Oysa çocuk dediğin, Sabaha inanmalıydı. Bir bağırış bir çığlık sesini değil, Kuşların kanadını saymalıydı. Korkuyu değil, ömrünün ilkbaharını tanımalıydı. Şimdi hangi vicdan taşıyabilir Bir çocuğun yarım kalmış gülüşünü? Hangi gece örtebilir üstünü Dönmeyecek bir çocuğun sessizliğini? Karanlıktan koruyamadıysak bir çocuğun gözlerindeki ışığı Onlar bir avuç toprağa sığdırdığımız; Baharı görememiş cennet yolcuları olarak kalacak Artık hangi sabaha uyanmaya yüzümüz olacak? Mediha S. U. 07.10.2026