Yazılmayan Mektup
Kâğıdı önüme koydum, kalemi aldım, Sana ne yazacağımı bilemedim. Her cümle bir yaraya dokundu, Her kelime geç kalmış bir özür gibiydi. "Nasılsın" yazdım, sonra sildim, Hâlini bilmek ne kadar hakkımdı ki? "Özledim" yazdım, o da fazla geldi, Ben bu kelimeyi çoktan harcamıştım. Pencereden bir sonbahar sızdı odaya, Yapraklar savruldu, bir şey bitti sanki. Mürekkep kurudu kalemin ucunda, Söylenmemiş şeyler gibi, sessizce. Kâğıdı katladım, çekmeceye koydum, Yanına eski bir fotoğrafı, bir de anahtarı. Hiçbir kapıya uymaz artık o anahtar, Ama atmaya da kıyamadım yine. Belki bir gün biri açar o çekmeceyi, Okur yazılmamış mektubu boşluktan. Anlar ki en derin sözler, Hiç söylenmeyenler olurmuş bazen.