biraz dertleşelim mi seninle?
Biraz dertleşelim mi seninle? Kendimi kötü hissediyorum çünkü. Kalbimin pencere önü kenarında durup, Seni düşünürken buldum kendimi yine. Sana aşık olduğum o zamanları Ve kimsenin sana aşık olduğumu bilmediği; Fakat benim suratımdaki kendi hüzünlü ifademi... Bir de gözlerim gibi kalbimin de sürekli sende, Bir sende dalıp gittiğini... Şimdi düşünürken bile hatırlıyorum. İçler acısı bir halim vardı Ve ben belli etmemeye çalışıyordum kimseye O acınası halimi. En başarısız olduğum şeydi bu aslında. O anlar bile bana; "Ona deli gibi aşıksın. Hatta aşkından geberiyorsun!" Diye bağırıyordu. "Etrafında ki hiç kimse bunu anlamıyor, o bile." Der gibi çığlık çığlığaydı. Sevinmek lazım aslında, ancak bunu yapamıyorum. Bazen diyorum ki; Böyle hasretinle yanıp tutuşurken delice, Anlasa herkes, bilseler ve kopsa kıyamet! Çok şey kaybedeceğim belki, Herşeyi ve herkesi... Hatta karşıma geçip beni suçlayacakları Bir senaryo bile dönüp duruyor kafamın içinde. Fakat yine de güzel olmaz mıydı? Yani böyle her gün ölmektense, Bir kez ölüp, gömülmek. Bilmiyorum... Kabahatli olan ben miyim, yoksa seni bana yazmayan kader mi? İnan bilmiyorum. Bazen; 'Seni sevmek neden bu kadar ağır olmaydı ki?' diye sanada kızıyorum, sonra kendime. Kendi ellerimle seni bir başkasına teslim etmek istiyorum. Çabalıyorum... Ama içimde ki seni kimseye teslim edemiyorum. Edemeyecek kadar bencilleşiyorum. Ne sen gidiyorsun, ne de ben gönderebiliyorum işte. Tam olarak durum böyle; Deliler gibi seviyorum, uğruna sürünüyorum. Fakat ömürlük sır gibi içimde tutuyorum seni. Sen söyle şimdi bana. Var mı bundan başka bir çare? Var mı ya senden, ya da kendimden kaçıp kurtulmak için bir yol...