Siyaha Bürünmüş Renkler
Bir yerde okumuştum,diyordu ki, "Bu, çocukça bir küsme değil; İçim dünyaya sırtını döndü. Ve dönmez kolay kolay geriye... Umutlarım şimdi Kaf Dağı kadar uzak, Hayallerimse, Anka kuşu misali, gökte iz,yerde gölge... Seni öyle sahici,öyle temiz sevdim ki. Şefkatimle sardım,merhametimle soluklandın. Bir duanın kabulü sandım gelişini, “Tevafuk” dedim, belki de kader… Kimbilir şimdi neredesin, Gözlerin hâlâ dalıyor mu uzaklara? Saçların, hâlâ bahtım gibi zifir mi? Yarım kalmış bir hikâyenin Adı bile anılmayan kahramanlarıyız artık. Elini tuttuğumda, Bir çocuğun en saf gülümsemesi yerleşirdi yüzüme. Zaten yalnız senin yanında çocuk olurdum ben. Senin yanında fark ederdim , Yanaklarımda gamzem olduğunu bile. Gülmekle aram yoktu pek, Ama sen gülünce, ben de unutur oldum kırgınlıklarımı. Sevilmeyi, sol yanıma yama gibi iliştirirdim. Bilmeyen birinin, aşkın imtihanına tutulması gibi; Ama sen öyle ustalıkla inandırdın ki sevgine, Ben de gerçek sanıp bağlandım kalbine. Keşke bu kadar yürekten inanmasaydım… Keşke sevgimi sınav kılmasaydın. Ben seni, “Rabbimden niyazım bu olmalı” diyerek sevdim. Lakin bilseydim böylesine acıtacağını, Yemin ederim,yoluna bile sapmazdım. Seninle sınanmak,ömrümün en ağır yüküydü. Yıllar geçtikçe değil, Geçmeyen sevgimle öğrendim ne büyük yanılgı olduğunu. Onca kırgınlığa rağmen içimden kötü söz geçmemesi, Aptallık değilmiş; Gerçek sevmekmiş,candan, yürekten, sarsılmadan. Gönülhânemi viran ettin ama, Ben seni güzel sevdim, Zararını bile lütuf sayacak kadar içten… Nice ömrü adadım susarak, Kendime dahi itiraf edemediğim ne çok cümle biriktirdim. Şimdi renklerimin hepsi siyaha bulanmış. Ne kırmızı kaldı yüreğimde, Ne mavi bir umut, Ne de sarının sıcaklığı… Baktığım her şey griye çalıyor, Sanki sessizlikle karanlık, El ele verip silmiş içimdeki tüm ışığı. Ben senden sonra sadece seni değil, Renkleri de kaybettim. Ve şimdi... Ne aynalarda bir ben kaldı bana, Ne de geçmişten bugüne uzanan bir iz. Ruhumun her kıvrımı, Senin adınla mühürlenmiş bir virâne artık… Bilmiyorum neredesin, Kimlesin, nasıl yaşıyorsun... Zaman tebessümüne toz kondurdu mu? Vicdanın, hiç sızladı mı gidişinle? Gözlerin… Yalan söylerken hâlâ masum bakabiliyor mu? Benim sevgim gerçekti. “Bu sevda asırlık” demiştim bir vakit, Ve evet,bitmedi… Ama artık sana değil, Bir daha kimseyi sevmeyecek kadar, aşka küstüm... Rıfat Karakoç