SUSMA!

Konuş benimle, susma! Sarıp sarmala bedenimi, yaprakları göğe ulaşan bir sarmaşık gibi. Sohbet et, muhabbet et; yeter ki bir şey söyle. Yatır beni, bir annenin minik kız çocuğunu dizlerinde yatırdığı gibi, dizlerine. Konuşurken dudaklarının ıslaklığı gözlerimi kamaştırsın. Evet de, hayır de, yok veya var de; Hiç yoktan, “Allah cezanı versin!” de… Yeter ki bir şey söyle; konuş benimle. Aşk gibi, sevda gibi… Ölmüş birinin yeniden dirilip derinden aldığı o nefes gibi. Yeni doğan bir bebeğin aldığı o ilk nefes gibi. Ehl-i kubur sessizliğine boğma beni. Yusuf Çetin