Kırçıl Masal

Şakaklarımda kırçıl bir mevsim, saçlarımda düşeyazan kış. Sürgün rüyaların sisinde aşk kokulu yanım kaybolmuş. Hayallerim, kader gömleğine dizilmiş düğmeler. Hangisini iliklesem bir başka yeri açık eder. Tut beni ruhumun en kuytusundan. İçimde kundaklı kalabalıklar, bastırılmış duyular, yabancılaştığım ben... Gel, atiden bir gedik aç. Gece sızıyor ruhumun kırık pervazından. Zaman çekiliyor ayaklarımın altından. Ulakladığım acılarıma eylül gülüşleri as. Marazlı kuşlar konmasın dallarıma. Gecenin kuyusuna at sırtlan nefeslerini. Yalpalayan adımlarımı kaşlarımın arasına bırakacağın bir buseyle doğrult. İmgeli bir kadavra gibi uzandığım yalnızlığımdan soyup beni. Alfa gömleğine sar. Mutluluğu perdede görmüş gözlerimi koru yalan coğrafyalardan. Yorgunluğun çöreklendiği bakışlarıma yalnızca şefkat değil, bir avuç gökyüzü sür. Mahpus olduğum damların altında yıllardır asılı çamaşır iplerim var. Her mandalda bir vazgeçiş kuruyor. Çatılarımı aş. Duvarlarımın ardında ışığın yanmasını bekleyen çocuğa ulaş. Sök prangalarımı. Kurtar tecritten beni. Ne denli itsem de seni, o denli kuvvetle gel geri. Yetim yanıma sokul. Orada kimsenin sulamadığı kırçıl bir gül var. Ne yaz bilir ne bahar. Tomurcuğunun içinde mevsimlerin nabzını tutmuş, dikenlerinin gölgesinde açmayı unutmuş. Ve sen... Yeniden kurmaya çalışma beni. Olmasını istediğin hâlimle değil, olduğum hâlimle sev. Sonra sus. İlk kez beni kendimden tut.