Ah Kalbim, Sen Niye Böylesin?

Ah kalbim, sen niye böylesin? Her kırılışta yeniden sevmeye nasıl cesaret edersin? Sana acı verenleri unutamazken, Sana değer verenleri neden hep bu kadar geç fark edersin? Kaç defa sustun, Kaç defa yandın… Kaç defa kahroldun, kırıldın, Un ufak oldun. Yine de attın. Durmadın. En derin yaralarını bile Sevgiyle örtmeye çalıştın. Bıkmadın mı kendini böyle harap etmekten? Yine mi sevmeye kalktın? Sen hâlâ yorulmadın mı? Biraz da kendini sev artık. Herkes için çırpındın durdun. Biraz da kendin için çarp. Görmüyor musun? Ben yoruldum… Sen attıkça ben kırıldım, Yaşlandım, dermansız kaldım. Anla beni… Ben sana yetemedim. Değer mi bir vefasıza yanmaya, Alev alıp harlanmaya? Onun için karalar bağlayıp Böyle kahrolmaya? Ben sana demedim mi, “Sevme onu,” diye? Aklını kaybedip Yine avareye dönme diye… Geceni gündüze katıp Hülyalara dalma diye… Bırakır seni. Yıkar. Talan eder gönül haneni. İçindeki sevgiyi öldürür… Demedim mi? Bak, yine ışıksız kaldın. Göğsünü söküp Yerine taş bağladın. Sen beni, Senin gibi ölmez mi sandın? Beni ateşe atıp Alevimde yandın. Yeter be kalbim… Ben de insanım. Ben de canım. Daha ne kadar yanayım? Dur artık. Atma… Seni de beni de kavurma. Değmez. Anla… Bırak herkes baksın yoluna. Göm onu Göğsündeki kadife mezara. Tut yasını doya doya… Ama bir daha kimse için Böyle alev alıp harlanma. Biraz da kendin için at artık. Yorulmadın mı? En çok sen tükendin. Anlamadın mı? Yeterince kırılıp Tuzla buz olmadın mı? Ah kalbim… Sen neden böylesin? Bil ki ben çok yoruldum. Kırıldım. Un ufak oldum. Tükendim. Biraz da benim için Atsan artık… Olmaz mı?