Aswium
Hatırlarsan Seni bıraktığımda aşağı, sen de doruktaydın Nasıl çıkabildin oraya bilmiyorum Belli ki ilk seferin değildi Ben sonuncuydum Yorucumuydum hep bu kadar? Yanımda dinlenip ayaklanınca hep bu iftirayı attılar Bir kılıç kadar keskin bir o kadar ince ben Hem yara açan hem dağlayan Kalkanımdı karşısındaki yüzü yansıtan Pamuk mu daha ağırdır demir mi? Hangi parçam beni bu kadar kaldırılamaz hale getirdi? Kimi için, sınırlarıma girene dek yolculuk güzeldir Sonrasının kalmaz önemi Sonrasında bende kalır mı değeri zor dönemlerin? Saçmalık. Kaosa dönecek koalisyonlar olduklarını bilsem, Tüm bu kenetlenmelerin Kıyameti olurdum kıymetin Maziyi tek taraflı taşımak maraz çekmektir içine Solumu solumam buna değmeyecekse Savaşların ve barışların tamamlaması madalyonu Her seferimde dank eder miğferimi yararcasına Domino etkisi çınlar anılarımda İçimde ki son t(d)aşı da devirene kadar durmam Yani güvenme nizamıma da Hizama da Yanlışlarım güzel olduğu kadar Onlardan daha güzel, onlardan dönüşlerim vardır. Doğruların yüzü sahibinin ki kadardır Aynadan başka dost bulamaz kimisi bu yüzden Orta doğru bir yol çizemem orta çağ barbarlarına Onlar anladığı kadardır Kendini yağmalatanlara dur diyemem her defasında Onlar avlandığı kadardır Gölgeler örtünüp tekrarlar kendini saplantı Yalanlar hep biraz korkaktır Güvenme sakladığım sırlara Onların bağlılığı merhametime değil Duruşumadır Bana vedalaşırken salladıkları eli tokalaşmak için uzatanlara; Önerim kervansaraylardır Uzun seferlerin yorgunluğu var suratımda Bu sefer öyle olmayacakların yükünü kaldıramıyor gurur adlı atım Parlattığım gibi paslanmasını da izlerim kendini silah sananı Ateşinde cadı kazanı kaynayan yoldaşların menüsünden sıyrıldım Acıkmışlardır Onca kazık biriktirdim yine de Vladlaşmadım -Asral