MİRAS
Bir mirajdın uzak bir vahanın ufkundan seslenen... Zifiri karanlığa bürünmüş, ayazın kıskacında, Ruhumun dinmek, durmak bilmeyen hicran çağında, Yasla başını hatıralarıma... Buz kesmişken yüreğim sensizliğin en derininde, Kana kana su içtiğin hayratlardan söndürebilir misin Sevdamızın ateşini, kor gibi alev alev yanan... Şimdi hangi şehre gitsem, hüzün bulaştırdım kaldırımlarına... Özlem hücrelerinin en uç noktasında yerimi alıyorum, Sonsuzluğa tutkuyla bakıyorken gözlerim kayboluyorum, Ağır aksak yürüyerek gel bana... Aşkın bıçak yarası gibi soğumamışken yüreğimde, Sönük yıldızların gölgesinde beni bulabilecek misin? Firari ruhum ayrılmışsa bedenimden, kıymışsa canına... Ah be sevgili! Şahidimdi kaldırım taşları bu sokakta... Özüm dönüşürken toprağa seherin göklerinde, Bir avuç toprağımı al, savur o sımsıcak ellerinde, Bir Fatiha oku mezarımın başında... Şafağa uzanan köprülerim yıkılsa da, Ardım sıra doğmayacak güneşim bir daha, Pişman olmayacak mısın, yoksa içim rahat gideyim? Yar yar, ellerinle ört toprağımı... Gidişim senin elinden olsun. #şiir #ayrıca