MESELA
Günübirlik yaşamalı hüznü insan, "Mesela" öğle arası... Akşamüstü vurmalı gözüne buğuları, Nağmeleri akıtmalı içine beklentisi olmayan aşklarla. Bitmeli "mesela", Sabah kahvaltılarında ağlamayı bilmeli insan, Kan uykusunda görmeli sabahları. Zaten en ağırımız olmadı mı sabahlar? Gözlerimiz ölüm kokmaz mı erkenden? Kalkmak istemezsin; sıcak gelir, ölüm kokar... İşte o kadar sevmemeli insan, Belki de o kadar sevmeli. Kimbilir, çoğu yaralar böyle girmedi mi gözümüze? Uçsuz bucaksız şehirler bilmeli belki de insan, Yalnız kalabalıkların olduğu renksiz bir şehir... Siyah-beyaz olmalı hayatı insanın; Zaten yaşarken karaları, Ölürken ise akları giymez mi insan? Gereği yoktur zaten efeli laflara, Deniz kenarına atmalı kendini. Siyahlara bürünerek ak ve kara kadehler kaldırmalı hayata, Haykırmalı çoğu zaman: "Bu kadeh de senin şerefine kader!" demeli. İçmeli "mesela", Hayatın hayasına tükürmeli, Hayadan mahrum hayata kusmalı çoğu zaman. "Mesela" çökmeli insan, belki de ölmeli... Sendelemeli yürürken, Vurmalı sokakların ayyaş yüzüne. Gece yarısı matemleri silmeli yüreklerden, Yaşanmamışlıkların yaşanmışlığını görmeli. "Haydi" demeli "mesela", Gökkuşağı renklerine katmalı kendini. "Mesela" mavisi olmalı hayaller, Hüzünler bulmalı rengine... Ya da boş ver, Hayatın karasına boğmalı renkleri. "Mesela" ölüm gelse ansızın, Kara topraklar dönse dilimize... "Mesela" dedik ya, son şiir olmasa yalnızlığımız Ve son dualarımız okunsa dil yakan gözlerimizle, "Mesela" AŞK olsak, AŞK'a ısmarlasak... Hazar Aslan