KARA BAHTIM
Gönlüm zengin, sermayesi sen. Yinede parçalanıyoruz hayatın pervanesinde. Aynı çatı altında olmasak bile. Şarkımız çalar, sevda meyhanesinde. Eskiden sen diye yanıp tutuşan dizeler. Şimdi, sandığından daha sessiz nağmeler. Varsa yoksa alır götürür, mahfeder. Yüreğe dokunur o şarkı, kalbim bir of çeker. Kader diye susup, aldık ağırdan. Yem etti acımadan düşürdü ağına. Ne ifade eder ki anlatsam da sağıra. Aklım sende, gidemiyorum başımı alıp da. Aldığım karara değmedi, verdiğin zarar. Nefretim ilk değil son da olmayacak. İçimdeki acı, dışardan buharlaşmış cam. Sende kalan bana ait bir parça var. Sakla onu,emanete gözün gibi bak. İstersen devranın dönmeyeceğini san. Bir ışık alır gözümü,hesap günü yakın. Belki bugün belki yarın anlayacaksın. Bir yolu var, yol yakınken dönmek. Ve yahut yaşayan bir ölüye dönmek. Anlayacağın, aşkın cefasını çeken ben. Sana düşen,arkamdan sefasını sürmek. Günler boşa geçer, gözlerin gecem. Karanlığa koyma beni kalma geçe. Tam giderken arkamdan gelmeyi dener. Süre doldu , saat seni sensizlik geçer. Kaç geceyi kahrından sabaha kattım. Okyanusunda kaç sandalım battı. Sen, hayatta ki karabahtım. Yokluğunda aşka karşı yüzüm aktır. Hak aramayı bırakalı çok oldu. Üzerinde hakkım vardı da ne oldu ? Yine kaybeden taraf oldum. Dönüşü olmayan,kaçınılmaz sondu...