DİVANE MASALI

Hiç değilse gözleri kalsın geriye, şairem. Ne tutarım ellerini Ne tuttururum ellerimi... Bir sandala yükleyip Ne kaldıysa ondan; Ellerini, kirpiklerini, Hele o saçlarını Ummana salarım, Belki birkaç satır şiirlerini... ​Unuttum bana çıkan sokakları, Unuttum renkleri. Hepi topu kahverengi kaldı elimde, Hepi topu gözleri... ​Ucundan tutuşturuverdim sevdaları. Bazen alır karşıma, Söylenirim bir divane masalını. Divane bir serzeniş... ​Ha, bir de şarkısı kaldı geriye İçimi bazen sızlatan. Bazen kırılgan bir güvercinin kanadından Resmediyorum yokluğunu. Bazen işte... Bazen ne demekse. Derde deva mı ararım sanırsın? Bırak üstüme çöreklensin, Parça parça etimi çiğnesin. Muzdarip bir hayalin pençesindeyim öylece... Katre katre dökerim yüreğimden; Ucundan tutan mı olur sanki? Beklemem de zaten, Bekletmem de. Hatır bilmez, ahval bilmez Soyha bir düzenin parçasıyım. Halbuki... Ne de güzel severdim, Ne de güzel ölürdüm Yüreğin bir damla kuytusunda. Irak kaldım öylece Hal bilmez, ahval bilmez diyarda. Ben yoluna düşen bir bezirgânım. Aradığım mı? Hiçbir şey. Bulduğum mu? Her şey. Lakin bir yâr kadar eksik, Bir diyar kadar uzağım. ​Hani elimi uzatsam tutarım sanki, Elimi uzatsam ırak... Boş bir heybe taşırım, İçinde çokça yük, Çokça boşluk. ​Yorgun dizlerin hamalıyım oysa, Kırgın gözlerin hayali. Bir düş peşine harcarım vaktimi... Bir düş peşime, Bir düş peşine ki Nice hüsran diyarlar belirmiş Naçiz bedenimde... Hazar Aslan