Usandım

Usandım... Kırılmaktan, dağılıp un ufak olmaktan; dikenli yolların sessizliğinde, ışığı sönmüş kalbimin koridorlarında tek başıma yürümekten usandım. Usandım sırtıma yüklenen kamburlardan; yarı yolda bırakıp ardına bile bakmayanlardan. Canımı yakıp hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek geçenlerden usandım. Usandım... Ömrümü benden çalanlardan, yalanı gerçeğin yüzüne maske yapanlardan. Ağzında bal, yüreğinde zehir taşıyanlardan; yılan diliyle sokup, akrep gibi sessizce öldürenlerden usandım. Usandım ellerimi, kollarımı kıranlardan; yaşama sevincimi benden çalanlardan. Bizi kör kuyulara atıp, yukarıdan keyifle seyreden vicdansızlardan usandım. Usandım... Her defasında kırılanı onarmaya çalışmaktan, mutluluğu avuçlarımda taşımaktan. Eteklerime umut, ceplerime yarınlar doldurup, yine de eksilmeyen karanlığa yenilmekten usandım. En çok da... Bütün kötülüklere rağmen iyi kalmaya çalışmaktan usandım. Yüzüme gülüp, arkamdan kuyumu kazanlardan; dost görünüp ihaneti saklayanlardan usandım. Şimdi bırakıyorum hepsini... Ne yüklerini omzumda taşıyacağım, ne de karanlıklarını yüreğimde büyüteceğim. Ne de ardıma dönüp bakacağım. Yolum dikenli de olsa kendi yolumu yürümeyi seçiyorum artık. İçimde insanlara dair zerrece güven kalmadı belki; ama kendime olan inancımı da, yüreğimi de geride bırakmayacağım. Anladım ki beni yoran yürüdüğüm yollar değildi; vefasız insanlardı. Ben, kendimden usanmadan, canımdan vazgeçmeden, yorulmayan yüreğimle yürümeye devam edeceğim. Aslında insanı yoran yol değildi; insanı yoran, insanın insana ettiği zulümdü. Geç de olsa anladım... Yalan dünya... Senden senden senden Usandım sende kaybolan insanlıktan usandım.