Kasvet
İlk ışıkları damlarken kamerin İçimi bir kasvet sarar Ve ben yıldız adalarına sığınırım Geceyi izleyen bir gemi misali Ay ışıtır yollarımı Ve ben yine uzaklara dalarım Sensiz ve yanlız uzaklara O an sen ne yakın ne de uzaksındır bana Ağaç dallarına konar aşkım gecenin koynunda Sarmalar durur elleriyle dallarını Boynu büküktür rüzgârda eğilircesine Umut taneleri döker buz tutmuş zifirlere Hayallere sarılırım umutlarla örterim üstünü Bir bulantı sarar içimi bu gece Ve bir kelebek daha ölür İşte öyle gidersin benden Kanatlarından vurulmuş bir kuş gibi Ellerinden tutarım çocukça duyguların Zaman kanatırken dizlerimi Ve ben her karanlıkta seni ararım Bilmem kaç kez öldürür Kaç kez geri canlandırırım aşkını İşte öyle bir aşk hikâyesi bizimkisi Her cümlesi sen her satırı sen Ve virgüllerle kandırılmışken En son noktayı koyan sen Ne efsanelere sığar artık hikâyemiz Ne de o masallara Belki çöller aşmaz belki dağlar delmez sevdamız Ama yine de bizimdir aşk Tek kişilik bir tiyatro sahnesi gibi