Eski Sokak
Taş duvarın dibinde bilyeler tıkırdar, dizi yaralı bir çocuk gülerek yerden kalkar. Çamaşır ipinde gökyüzü kurur, mavi bir gömlek, beyaz bir çarşaf, kırmızı bir çorap. Komşu teyze fasulye ayıklar basamakta, her geçene bir hâl hatır, bir tebessüm. Kedi kiremitte uzanmış, gözleri yarı kapalı, bütün mahalleyi uykusundan gözetler. Simitçi bağırır köşeden, sesi bir şarkı gibi, bisikletin zili cevap verir ona. Kimse acele etmez, zaman burada cebinde şeker taşıyan bir amca gibi yavaş yürür. Yıllar sonra o sokağa dönsem, duvarlar küçülmüş, ağaçlar büyümüş olur. Ama bir yerlerde hâlâ tıkırdar bilyeler, ben duymasam da onlar oynamaya devam eder.