Tuz ve Dalga

Sabahın ilk ışığında liman uyanır gerinerek, halatlar gıcırdar, kayıklar sallanır, martılar çığlık çığlığa gökyüzünü yırtar. Bir balıkçı ağını onarır, elleri nasırlı, bakışı ufukta; bilir ki deniz ne verirse ödünç verir, geri ister. Köpüklerle yazılır kıyıya silinecek mısralar, her dalga bir öncekini inkâr eder, her gelgit yeni bir hikâye getirir. Öğle olur, güneş suyu pul pul eder, tuz kurur derilerde, dudaklarda. Uzakta bir yelken beyaz bir nokta, küçücük ama inatçı, yönünü bilir. Akşam yaklaşırken su bakır rengine döner, dalgalar kıyıya alçak sesle konuşur. Deniz hiçbir şeyi açıklamaz, yalnızca olduğu gibi var olur.