...

Yorgun bir martı gibi düşer pencereme akşam, Adını fısıldarım rüzgâra, dağlar taşlar yankılanır, Ey benim ruhumun en ücra sürgünü, Gözlerinin değdiği her yer maveraya açılan bir kapı. Ben seni zamanda değil, dualarda aradım, Bir garip derviş misali çöktüm kapına nihayet, Bak, gök kubbe delindi delinecek gözyaşlarımdan, Yıldızlar sönüyor birer birer, geceye hükmediyor yokluğun. Ey göğsümün en derin yangını, ruhumun sığınağı, Bir nefeslik canım kaldı, onu da al öyle git. Söyle, hangi rüzgâr taşıyor şimdi o gül kokunu? Hangi zaman sığdırabilir seni bu daracık zamana? Biter kelimeler, biter ömrün o uzun seferi, Kapanır kapılar, çekilir dünyada bütün perdeler. Geriye bir son teslimiyet anı kalır.