YÂRA BERE

Haha! şu, hâle bak! Yani Ay'ın en ince kıvrımından En dolgununa uzanan şu, hâle... Y/azan iyi y/azmış, şuh hale. Göğü sündür, bir şairin ellerinde. Göğsündür siper, yaslandığım derde. G/öksüz bir geceye lacivert sızsın hele; Gök süzülüp, kızılı gün eder perde perde. Şimdi gel de göm ömrü karanlığına. Yarenimin rimeli yok, allığı var. Takılıp kaldığı yer, takılıp kaldığı yar; Ta, kılıp geldiği namaz olmadı ona yar... Vakit nakittir, akıl dakik, Vakti yavaşlatır akıldaki. Yürekte özlem, akılda kir; Özlem gider de akıl baki. Akıl ki kendiyle aklı çeler, Gönlü böler gönül çelen. Aklındaki 'ki'yi söküp atsan, Doğru yöne b/akar gönyeler. Düşün üşür, ölen öldü kaldı yeren. Üşür kalırım, düşüp de karlı yere. Bak, buzdan kristaller parlıyor hem; Bir av bağışladı Tanrı, ondan kanlı yelem. Berrak kürklere aldanıp k/andın ele, El elinde, ele el ettin; el, el oldu, kaldı elem. Kapaklandım diz üstü, yüreğim; yara, bere. Taç değilsin başa, haşa! Bana y/ardı berem. Parmaksız Piyanist