İKİ RUH TEK SADR

Ömrüme sığmayan bir karşılaşma, Eşsiz güzellikteki güneş’im, Suskunluğumun sesi, İnsanı kendinden geçirip kendine döndüren, Suretlerin ötesinde mânâya eriştiren, İki ruhun vuslat arayışı mıydı? Gurbet sancımı ateşleyen, Bir mürşid edasıyla gönül kapımı aralayan, Eşikten adımını atar atmaz sadrıma huzur nakşeden, Sözün hikmetini menzil ettiren, Mâsivâdan mâverâya iz sürdüren, İki ruhun benlik arayışı mıydı? Gözümü şahit tutup dilimi lâl ettiren, Sadrın hakikatine eriştiren, Rahlesine ahde vefa çektiren Muhabbetin demiyle demlendirip, Perdeleri kaldırıp Aşk’a götüren, İki ruhun denklik arayışı mıydı? Biri güneş olup doğarken ötekinin ufkunda, Öteki yanıp kül olurken aşkın harında, Ne yalnızca bir karşılaşmaydı bu, Ne de iki gönül arasında sıradan bir muhabbet. İçlerinde bambaşka bir âlem uyanmış, Biri birine bildiklerini unutturan bir ateş; Diğeri o ateşte yanarken yeniden doğan bir nefes Er kimseye hâsıl olmayan, Hatun kimseye vâsıl olmayan, Her gönle nasip olmayan, Her aklın idrakine sığmayan, Bir sırdı Şems…