Defter Kenarında
Defterin kıyısına yazdığım tek sözcük, bütün sayfadan daha fazla yer kapladı. Akşamın rengi ağırlaştı. Ağaçlar konuşmadan anlaşan insanlar gibi yol boyunca birbirine eğildi. Yağmurun hiçbir suçu yok; biz bazı akşamları ıslanmak için eski yaraları dışarı çıkarıyoruz. Gece toprağa serinliğini bıraktı. Ben eve, cebimde küçük bir memleket kokusuyla döndüm. Gece biraz daha ilerledi. Pencerenin önündeki sandalye, oturulmayan bütün akşamların şeklini taşıdı. Sokağın öbür ucunda bir kapı kapandı; ses, taşların üzerinden geçip odama kadar geldi. O zaman anladım: uzaklık yalnız aramızdaki yol değildi, aynı hatırayı artık başka türlü anlatmamızdı. Yine de masayı toplamadım. Bir cümlenin geri dönmesi için boş bir yer bıraktım; belki sabah, suskunluğun içinden küçük ve sahici bir cevap çıkar. Çıkmazsa da ışık gelir, eşyaların adını yeniden söyler. İnsan bazen iyileşmeyi büyük bir değişim sanıyor; oysa perdeyi açmak, suyu tazelemek, yarım kalan sayfaya yeniden bakmak da dönüşün kendisi.