Uykusuz Ay

Ay, karşı apartmanın çatısında eğri bir gümüş parçasıydı; oda onu sessizce çoğalttı. Bir süre hiçbir şey yazmadım. Dışarıda geçen otobüsün sesi masadaki suskunluğu ikiye böldü. Beklemek, saatin yaptığı bir iş değilmiş; kalbin aynı kapıya her gün yeniden bakmasıymış. Gece toprağa serinliğini bıraktı. Ben eve, cebimde küçük bir memleket kokusuyla döndüm.